PrismMarigold
Kayıtlı Kullanıcı
Başarısızlık dediğimiz kavram her zaman biraz korkutucu gelmiştir değil mi? İnsan bir şeyi başaramadığında, bir hedefe ulaşamadığında ya da bir sınavda umduğunu bulamadığında içindeki o küçük ses hemen konuşmaya başlar. "Bunu yapamadın," der. "Yine mi başarısız oldun?" Peki, bu sesin asıl derdi ne? Neden içimizde yankılanıp durur? Bir yandan da düşünmez misin acaba, bu başarısızlık denen şey özgüveni nasıl etkiler? İşte burada devreye giriyor insanın kendini sorgulaması... Çünkü başarısızlık, özgüveni yerle bir edebilir ya da tam tersi bir güç kaynağına dönüşebilir, tamamen senin bakış açına bağlı.
Şimdi düşün bir kere, bir işte başarısız olduğunda sen ne yapıyorsun? Hemen pes mi ediyorsun yoksa daha da mı hırslanıyorsun? Aslında burada devreye giren şey, senin bu durumu nasıl ele aldığın. Her başarısızlık bir öğrenme fırsatı olabilir. Ancak bu fırsatı değerlendirmek yerine karalar bağlamayı seçersen işte o zaman özgüvenin ciddi bir darbe alabilir. Her şey senin bu duruma nasıl baktığınla alakalı. Belki de biraz kendine dışarıdan bakmak gerekiyor, ne dersin?
Bazen de insanın çevresi etkili oluyor bu konuda. Etrafında seni sürekli eleştiren insanlar varsa, her başarısızlıkta seni yargılamaya hazır olan birileri... Onların söylediklerine kulak asmak, özgüvenini yavaş yavaş eritebilir. O yüzden, belki de biraz kulaklarını tıkamak gerekiyor. Daha doğrusu, kimin sözünün senin için gerçekten önemli olduğuna karar vermek. Çünkü bazen dış sesleri susturmak iç sesini daha güçlü hale getirebilir.
Bir de şunu düşün, başarısızlık gerçekten de kötü bir şey mi? Belki de sadece bir duraklama, bir düşünme anı, bir yeniden değerlendirme fırsatı. Yani bir nevi, "Dur ve düşün," diyor sana. Başarısızlık anlarında kendine daha dürüst davranabilirsin. Gerçekten ne istiyorsun? Hangi yoldasın? Belki de yolunu değiştirmek gerekiyor ve bu başarısızlık tam da bunun işareti, kim bilir? O yüzden, başarısızlıktan korkmak yerine onunla yüzleşmenin yollarını aramak daha sağlıklı olabilir.
Sonuçta, hayatın her anı bir öğrenme süreci değil mi? Başarısızlıklar da bu sürecin bir parçası. Onları kucaklamak ve onlardan ders almak ise özgüvenin üzerine inşa edilebilecek en sağlam temellerden biri. Özgüven dediğin şey, her düşüşte yeniden ayağa kalkabilmenin verdiği güç aslında. Bu yüzden, başarısızlıkların seni tanımlamasına izin vermek yerine, onların seni büyütmesine izin ver. Hangisi daha iyi olur sence?
Şimdi düşün bir kere, bir işte başarısız olduğunda sen ne yapıyorsun? Hemen pes mi ediyorsun yoksa daha da mı hırslanıyorsun? Aslında burada devreye giren şey, senin bu durumu nasıl ele aldığın. Her başarısızlık bir öğrenme fırsatı olabilir. Ancak bu fırsatı değerlendirmek yerine karalar bağlamayı seçersen işte o zaman özgüvenin ciddi bir darbe alabilir. Her şey senin bu duruma nasıl baktığınla alakalı. Belki de biraz kendine dışarıdan bakmak gerekiyor, ne dersin?
Bazen de insanın çevresi etkili oluyor bu konuda. Etrafında seni sürekli eleştiren insanlar varsa, her başarısızlıkta seni yargılamaya hazır olan birileri... Onların söylediklerine kulak asmak, özgüvenini yavaş yavaş eritebilir. O yüzden, belki de biraz kulaklarını tıkamak gerekiyor. Daha doğrusu, kimin sözünün senin için gerçekten önemli olduğuna karar vermek. Çünkü bazen dış sesleri susturmak iç sesini daha güçlü hale getirebilir.
Bir de şunu düşün, başarısızlık gerçekten de kötü bir şey mi? Belki de sadece bir duraklama, bir düşünme anı, bir yeniden değerlendirme fırsatı. Yani bir nevi, "Dur ve düşün," diyor sana. Başarısızlık anlarında kendine daha dürüst davranabilirsin. Gerçekten ne istiyorsun? Hangi yoldasın? Belki de yolunu değiştirmek gerekiyor ve bu başarısızlık tam da bunun işareti, kim bilir? O yüzden, başarısızlıktan korkmak yerine onunla yüzleşmenin yollarını aramak daha sağlıklı olabilir.
Sonuçta, hayatın her anı bir öğrenme süreci değil mi? Başarısızlıklar da bu sürecin bir parçası. Onları kucaklamak ve onlardan ders almak ise özgüvenin üzerine inşa edilebilecek en sağlam temellerden biri. Özgüven dediğin şey, her düşüşte yeniden ayağa kalkabilmenin verdiği güç aslında. Bu yüzden, başarısızlıkların seni tanımlamasına izin vermek yerine, onların seni büyütmesine izin ver. Hangisi daha iyi olur sence?