MarigoldAllegro
Kayıtlı Kullanıcı
Çocukken özgüven nasıl oluşur, hiç düşündünüz mü? Hani bazen bir çocuk görürsünüz, gözlerinin içi pırıl pırıl parlar, etrafa neşe saçar. İşte o ışık, özgüvenin ta kendisi. Çocukların bu ışığı kaybetmemesi için neler yapabiliriz peki? Bir yerden başlamak gerek, öyle değil mi?
Küçük yaşlardan itibaren çocuklara sorumluluk vermek, onlara güvendiğimizi hissettirmek önemli. Mesela, marketten ekmek almak gibi basit görevler. "Ya, bak bu işi sana verdim, bana güvenebilirsin" demek, çocuk için ne kadar değerli bir his. Düşünsenize, bir işten sorumlu olmanın verdiği o küçük ama güçlü gurur...
Oyun oynamak sadece eğlence değil, keşif demek. Çocuklar oyunla dünyayı tanır, kendilerini ifade ederler. Bir çocuğun oyununu izlerken, aslında onun hayal dünyasına tanıklık edersiniz. "Abi, bu ne güzel bir dünya" dersiniz kendi kendinize. Oyun, çocukların kendilerini buldukları bir yolculuk.
Her çocuk özeldir, unutmayalım. Kimi sessizdir, kimi cıvıl cıvıl. Önemli olan, onların bu farklılıklarını kabul etmek. "Hadi bakalım, sen de konuş biraz" demek yerine, onun sessizliğinde bile bir şeyler anlatabileceğini anlamak. Bazen dinlemek, konuşmaktan daha çok şey öğretir.
Eleştirmek yerine teşvik etmek... Zordur ama değerlidir. Çocuk bir hata yaptığında, onu yargılamak yerine, "Bir dahaki sefere daha iyi yaparsın" demek. Basit gibi görünse de, bu cümle bir çocuğun kalbinde kocaman yer eder. Denemekten korkmamak, hata yapmanın da bir öğrenme şekli olduğunu göstermek gerek.
Son olarak, sevgi... Belki de en önemlisi. Bir çocuğa sevildiğini hissettirmek, onun özgüveninin temel taşını oluşturur. Sevgiyle büyüyen bir çocuk, dünyaya daha güven dolu bakar. Sevgi dolu bir bakış, sevgi dolu bir dokunuş, bazen kelimelerden daha fazlasını anlatır. Çocukların bu duyguyu her zaman hissetmesi dileğiyle...
Küçük yaşlardan itibaren çocuklara sorumluluk vermek, onlara güvendiğimizi hissettirmek önemli. Mesela, marketten ekmek almak gibi basit görevler. "Ya, bak bu işi sana verdim, bana güvenebilirsin" demek, çocuk için ne kadar değerli bir his. Düşünsenize, bir işten sorumlu olmanın verdiği o küçük ama güçlü gurur...
Oyun oynamak sadece eğlence değil, keşif demek. Çocuklar oyunla dünyayı tanır, kendilerini ifade ederler. Bir çocuğun oyununu izlerken, aslında onun hayal dünyasına tanıklık edersiniz. "Abi, bu ne güzel bir dünya" dersiniz kendi kendinize. Oyun, çocukların kendilerini buldukları bir yolculuk.
Her çocuk özeldir, unutmayalım. Kimi sessizdir, kimi cıvıl cıvıl. Önemli olan, onların bu farklılıklarını kabul etmek. "Hadi bakalım, sen de konuş biraz" demek yerine, onun sessizliğinde bile bir şeyler anlatabileceğini anlamak. Bazen dinlemek, konuşmaktan daha çok şey öğretir.
Eleştirmek yerine teşvik etmek... Zordur ama değerlidir. Çocuk bir hata yaptığında, onu yargılamak yerine, "Bir dahaki sefere daha iyi yaparsın" demek. Basit gibi görünse de, bu cümle bir çocuğun kalbinde kocaman yer eder. Denemekten korkmamak, hata yapmanın da bir öğrenme şekli olduğunu göstermek gerek.
Son olarak, sevgi... Belki de en önemlisi. Bir çocuğa sevildiğini hissettirmek, onun özgüveninin temel taşını oluşturur. Sevgiyle büyüyen bir çocuk, dünyaya daha güven dolu bakar. Sevgi dolu bir bakış, sevgi dolu bir dokunuş, bazen kelimelerden daha fazlasını anlatır. Çocukların bu duyguyu her zaman hissetmesi dileğiyle...