OpalChiaroscuro
Kayıtlı Kullanıcı
Evlilikte tartışma... Yani, bir zamanların o toz pembe hayalleri, bir bakmışsınız günlük hayatın içinde kaybolmuş. Herkes evliliğin bir peri masalı olduğunu düşünür ya hani, işte tam da orada başlar mesele. Gerçek şu ki, evlilik bir sanat dalı gibidir: Ustalık isteyen, emek isteyen, sabır isteyen. Bir de bolca mizah anlayışı isteyen... Çünkü bazen eşinle tartışmak, senin için bedava bir kara mizah gösterisine dönüşebilir.
Peki, nedir bu bitmek bilmeyen tartışmaların sebebi? Hadi gelin, bir düşünelim. Akşam eve geliyorsun, yorgunsun, tek istediğin birazcık kafa dinlemek. Ama hop, bir ses: “Bulaşıklar hâlâ duruyor!” İşte o anda bir tartışmanın fitili ateşlenir. Tabii ki, her iki tarafta da yorgunluk, stres var. Ama sorun bu değil, sorun o bulaşığın orada kalmış olması. Ya da belki de sorun sadece bulaşık değildir, kim bilir?
Bir de şu “Kimin annesi daha iyi yemek yapıyor?” meselesi var. Yani, gerçekten önemli mi bu? Ama işte bazen önemli oluyor. Küçük şeyler büyük meseleler haline gelebiliyor. Eşinizin annesi dolma yapar, sizinki yaprak sarması. Gel de tartışma! İşin garip yanı, aslında kimin daha iyi yemek yaptığı değil de, bu konunun neden bu kadar büyüdüğü. Gerçekten de düşündürücü...
Bazen de konu hiç olmadık bir yerden çıkıyor. Mesela, “Sen neden dün akşam geç geldin?” sorusu. Evet, belki sadece bir arkadaşla oturmaya gitmiştin ama işte, o cümle bir kez çıktı mı ağızdan, geri dönüşü yoktur. O an birden kendinizi bir dedektiflik romanının içinde bulabilirsiniz. Her şey sorgulanır, her şey mercek altına alınır.
Tavsiye mi? Vallahi, işin sırrı belki de kendini fazla ciddiye almamakta. Hayat kısa, sürekli tartışmak yerine bazen gülüp geçmek en iyisi. Çünkü, inanın, hiçbir şey bir kahkahanın yerini tutamaz. Evlilikte sürekli tartışmanın bir anlamı var mı, yoksa biz mi abartıyoruz? Belki de cevap, o kahkahaların içinde saklıdır...
Peki, nedir bu bitmek bilmeyen tartışmaların sebebi? Hadi gelin, bir düşünelim. Akşam eve geliyorsun, yorgunsun, tek istediğin birazcık kafa dinlemek. Ama hop, bir ses: “Bulaşıklar hâlâ duruyor!” İşte o anda bir tartışmanın fitili ateşlenir. Tabii ki, her iki tarafta da yorgunluk, stres var. Ama sorun bu değil, sorun o bulaşığın orada kalmış olması. Ya da belki de sorun sadece bulaşık değildir, kim bilir?
Bir de şu “Kimin annesi daha iyi yemek yapıyor?” meselesi var. Yani, gerçekten önemli mi bu? Ama işte bazen önemli oluyor. Küçük şeyler büyük meseleler haline gelebiliyor. Eşinizin annesi dolma yapar, sizinki yaprak sarması. Gel de tartışma! İşin garip yanı, aslında kimin daha iyi yemek yaptığı değil de, bu konunun neden bu kadar büyüdüğü. Gerçekten de düşündürücü...
Bazen de konu hiç olmadık bir yerden çıkıyor. Mesela, “Sen neden dün akşam geç geldin?” sorusu. Evet, belki sadece bir arkadaşla oturmaya gitmiştin ama işte, o cümle bir kez çıktı mı ağızdan, geri dönüşü yoktur. O an birden kendinizi bir dedektiflik romanının içinde bulabilirsiniz. Her şey sorgulanır, her şey mercek altına alınır.
Tavsiye mi? Vallahi, işin sırrı belki de kendini fazla ciddiye almamakta. Hayat kısa, sürekli tartışmak yerine bazen gülüp geçmek en iyisi. Çünkü, inanın, hiçbir şey bir kahkahanın yerini tutamaz. Evlilikte sürekli tartışmanın bir anlamı var mı, yoksa biz mi abartıyoruz? Belki de cevap, o kahkahaların içinde saklıdır...