QuartzSpectrum
Kayıtlı Kullanıcı
Bir varmış bir yokmuş, hamilelik dediğimiz o büyülü süreç varmış. İlk başta insan anlamaz, "Ne oluyoruz yahu?" der kendi kendine. Hani bir gün bir bakmışsınız, çikolata krizine girmişsiniz ama bir sonraki gün brokoli için can atıyorsunuz. Enteresan bir his, değil mi? Vücut mesajlar yollamaya başlar ama bu mesajlar bazen kodlu gelir, çöz çözebilirsen.
Bazen sabah uyandığınızda "Aman Allah'ım, neden bu kadar yorgunum?" diye düşünürsünüz. Halbuki dün gece gayet güzel uyumuşsunuzdur. İşte burada devreye giriyor o meşhur yorgunluk hissi. "İlk belirtiler mi yoksa sadece fazla mı çalıştım?" diye kendi kendine sormadan edemiyor insan. Geceleri yatakta dönerken, düşündüğünüz şey belki de bir avuç kirazdır. Ya da aniden burnunuza gelen bir koku, sizi çocukluğunuza götürür. Olabilir, neden olmasın?
Şimdi gelin, şu ilk belirtiler meselesine bir göz atalım. Baş dönmesi mesela, hani bir anda dünya dönüyor gibi olur ya. Ya da mide bulantısı, heh işte o da var. Kim bilir, belki de sadece kötü bir yemek yediniz. Ama bir ihtimal daha var, belki de hayatınızda yeni bir yolculuğa başlamışsınızdır. İşte bu yüzden insan, en basit değişiklikleri bile ciddiye alır.
"Bedenim mi değişiyor yoksa ben mi?" diye düşünürken bulur kendinizi. Hormonlar var ya, işte onlar tam bir baş belası! Bir anda sinirlendiğinizde veya duygusal bir film izlerken gözleriniz dolduğunda, hormonlarınız orada, size fısıldar sanki. Sessiz ama etkili. Zamanla bu değişiklikleri kabullenmek gerek, ama hemen değil, yavaş yavaş.
"Acaba hamile miyim?" sorusu, kafada döner durur. Testler var tabi, ama insan bazen kalbinin sesini dinlemek ister. Belki de en iyi belirti, insanın içindeki o tarif edilemez histir. Bu süreç, her kadın için benzersiz ve özeldir. Yani, biraz sabır, biraz da kendini dinlemek lazım. Kim bilir, belki de hayatınızın en güzel yolculuğu başlamıştır.
Bazen sabah uyandığınızda "Aman Allah'ım, neden bu kadar yorgunum?" diye düşünürsünüz. Halbuki dün gece gayet güzel uyumuşsunuzdur. İşte burada devreye giriyor o meşhur yorgunluk hissi. "İlk belirtiler mi yoksa sadece fazla mı çalıştım?" diye kendi kendine sormadan edemiyor insan. Geceleri yatakta dönerken, düşündüğünüz şey belki de bir avuç kirazdır. Ya da aniden burnunuza gelen bir koku, sizi çocukluğunuza götürür. Olabilir, neden olmasın?
Şimdi gelin, şu ilk belirtiler meselesine bir göz atalım. Baş dönmesi mesela, hani bir anda dünya dönüyor gibi olur ya. Ya da mide bulantısı, heh işte o da var. Kim bilir, belki de sadece kötü bir yemek yediniz. Ama bir ihtimal daha var, belki de hayatınızda yeni bir yolculuğa başlamışsınızdır. İşte bu yüzden insan, en basit değişiklikleri bile ciddiye alır.
"Bedenim mi değişiyor yoksa ben mi?" diye düşünürken bulur kendinizi. Hormonlar var ya, işte onlar tam bir baş belası! Bir anda sinirlendiğinizde veya duygusal bir film izlerken gözleriniz dolduğunda, hormonlarınız orada, size fısıldar sanki. Sessiz ama etkili. Zamanla bu değişiklikleri kabullenmek gerek, ama hemen değil, yavaş yavaş.
"Acaba hamile miyim?" sorusu, kafada döner durur. Testler var tabi, ama insan bazen kalbinin sesini dinlemek ister. Belki de en iyi belirti, insanın içindeki o tarif edilemez histir. Bu süreç, her kadın için benzersiz ve özeldir. Yani, biraz sabır, biraz da kendini dinlemek lazım. Kim bilir, belki de hayatınızın en güzel yolculuğu başlamıştır.