SaffronMelody
Kayıtlı Kullanıcı
Özgüven dediğimiz şey var ya hani, içimizde bir yerlerde saklanan ama bazen bir türlü bulamadığımız o küçük cesaret tanesi. Ne yapmalı da çıkmalı ortaya, işte orası biraz muamma. Ama bazı hareketler var ki, insanı sanki gökyüzüne doğru kürek çekiyormuş gibi hissettiriyor. Mesela, sabahları kalkıp biraz esneme hareketleri yapmak. Basit gibi duruyor ama bir dene. Gözlerini kapat, derin bir nefes al ve kollarını yukarı uzat. Sanki bütün dünya seninmiş gibi bir his... Belki de kendine olan güvenin ilk adımı böyle atılıyor, kim bilir?
Bir de şu yürüyüş meselesi var. Hani diyorlar ya, yürümenin gücü. Hakikaten, iki ayağını dışarı atıp, adımlarını atarken etrafındaki yaşamı izlemek. Bir kuşun kanat çırpışı, rüzgarın saçlarını okşaması. Bunlar aslında bizi biz yapan küçük detaylar. Her adımda, bir nebze daha kendine geliyorsun. Bazen o adımlar seni bambaşka yerlere de götürebilir. Kendi içine doğru uzun bir yolculuk... Yeter ki o ilk adımı at.
Kimi zaman da bir müzik açıp dans etmek gerek. Hani en sevdiğin şarkı çalar ya, işte o an. Bırak kendini ritme, sallan sağa sola. Dansın garip bir büyüsü var, herkes bilir ama herkes cesaret edemez buna. Ellerini havaya kaldırıp, kendi dünyanda kaybolmak. İşte özgüven belki de burada saklı. Kendi ritminde kaybolabilmekte. Denemesi bedava abi ya, ne kaybedersin ki?
Bir de nefes egzersizleri var. Çok basit gibi durabilir, ama etkisi büyük. Derin bir nefes al, tut, bırak. Tekrar al, tut, bırak. Bunu yaparken zihnindeki karmaşayı da bırakıyorsun aslında. Bir nevi zihinsel detoks. Düşüncelerinin netleştiğini, içindeki seslerin yavaş yavaş sustuğunu fark ediyorsun. Ve belki de o an, kendine en yakın hissettiğin an oluyor. İşte bu yüzden bu nefes işleri önemli...
Haydi gel, otur bir köşeye ve sadece gözlerini kapat. Bir süre sessizlikte kal. Bu kadar basit ama etkili. İç sesinin ne dediğine kulak ver. Belki de özgüven dediğimiz şey, iç sesi dinleyebilmekte saklıdır. Kendini tanıdıkça, kendine olan güven de artar. Herkes bir yerlere koşturuyor ama bazen durup dinlemek gerek, anlıyor musun? İşte, hayatın tüm karmaşasında, kendinle barışmanın yolu bu olabilir.
Bir de şu yürüyüş meselesi var. Hani diyorlar ya, yürümenin gücü. Hakikaten, iki ayağını dışarı atıp, adımlarını atarken etrafındaki yaşamı izlemek. Bir kuşun kanat çırpışı, rüzgarın saçlarını okşaması. Bunlar aslında bizi biz yapan küçük detaylar. Her adımda, bir nebze daha kendine geliyorsun. Bazen o adımlar seni bambaşka yerlere de götürebilir. Kendi içine doğru uzun bir yolculuk... Yeter ki o ilk adımı at.
Kimi zaman da bir müzik açıp dans etmek gerek. Hani en sevdiğin şarkı çalar ya, işte o an. Bırak kendini ritme, sallan sağa sola. Dansın garip bir büyüsü var, herkes bilir ama herkes cesaret edemez buna. Ellerini havaya kaldırıp, kendi dünyanda kaybolmak. İşte özgüven belki de burada saklı. Kendi ritminde kaybolabilmekte. Denemesi bedava abi ya, ne kaybedersin ki?
Bir de nefes egzersizleri var. Çok basit gibi durabilir, ama etkisi büyük. Derin bir nefes al, tut, bırak. Tekrar al, tut, bırak. Bunu yaparken zihnindeki karmaşayı da bırakıyorsun aslında. Bir nevi zihinsel detoks. Düşüncelerinin netleştiğini, içindeki seslerin yavaş yavaş sustuğunu fark ediyorsun. Ve belki de o an, kendine en yakın hissettiğin an oluyor. İşte bu yüzden bu nefes işleri önemli...
Haydi gel, otur bir köşeye ve sadece gözlerini kapat. Bir süre sessizlikte kal. Bu kadar basit ama etkili. İç sesinin ne dediğine kulak ver. Belki de özgüven dediğimiz şey, iç sesi dinleyebilmekte saklıdır. Kendini tanıdıkça, kendine olan güven de artar. Herkes bir yerlere koşturuyor ama bazen durup dinlemek gerek, anlıyor musun? İşte, hayatın tüm karmaşasında, kendinle barışmanın yolu bu olabilir.